28 Kasım 2013

Psikolojik harp!

İzmir'de pilot çalışma olarak başlayan "okul polisi"nin ilk faaliyeti, Alevi ve Kürt çocuklarını fişlemek oldu

Psikolojik harp!
İzmir Emniyet Müdürlüğü pilot il seçilen İzmir’de “okul polisi” adı altında öğrencileri fişleme çalışmasına başladı. “Okuldaki şiddet olaylarını önlemek” bahanesiyle başlatılan çalışmada, sivil polisler okullara girerek rehber öğretmenlerden öğrencilerle ilgili bilgi topluyor, “Kürt ve Alevi öğrencilerin isimlerini vermelerini” istiyor!

İzmir Eğitim Sen 1 No’lu Şube Başkanı Abdullah Tunalı’nın dün bianet’e yaptığı açıklamaya göre “okul polisi”, Eski İzmir, Yurtoğlu, Limontepe bölgesindeki okullara giderek okul idareleriyle şu içerikte görüşmeler yapıyor:
“Okul polisi Eski İzmir, Yurtoğlu, Limontepe bölgesindeki okullara giderek okul idarecileriyle görüştü ve düzenlenecek bir yemek organizasyonu için okuldaki Alevi ve Kürt olanlardan beş öğrencinin ismi istedi. Okul idarecileri ve öğretmenler bu isteğin nedenini sorduğunda polisler şu açıklamayı yaptı: ‘Gezi direnişinde Aleviler ön plana çıktı, TİKKO ve PKK’yi destekleyip bölücülük yapanların içlerinde Aleviler var bu nedenle ismi istenen çocukların ailelerinin kapılarına gidilecek, bu ailelerin çocuklarının suça bulaşmalarını engellemek için sunum ve seminerler, etkinlikler düzenlenecek.
Habere göre konuyla ilgili bir basın açıklaması da yayınlayan Eğitim-Sen, “Bu yaklaşım uzunca bir süredir farklı kimlik ve inançlara sahip kişi ve kesimleri potansiyel suçlu görme ve onları fişleme anlayışının son örneğidir” dedi.

Abdullah Tunalı bu olayla ilgili başta Çocuk Şube Müdürlüğü olmak üzere yetkilileri göreve çağırdıklarını, bunun bir fişleme faaliyeti olduğunu ifade etti.

İlginç olan, Eğitim Sen’in yaptığı açıklamadan sonra İzmir Emniyeti’nin uygulamayı sahiplenmemesi! Hatta “meslek etiğine ve alışkanlıklarına uygun olmadığını” söyleyerek, okullardan böyle bir isteğin gerçekleşmiş olması halinde Eğitim-Sen’in açıklamasının da suç duyurusu kabul edilerek, konunun adli makamlara intikal edeceğini belirtmesi.

Bu uygulamadan habersizmiş gibi bir havaya giren Emniyet Müdürlüğü, bu tutumuyla pekçok soruyu yanıtlamak zorundadır! Kendisi üstlenmiyorsa bu psikolojik savaş yöntemlerini kullananlar kimlerdir?!

Fakat işin resmi açıklamadaki gibi olmadığı açık. Polisin, Gezi Direnişi’yle ilgili hazırladığı Milliyet Gazetesi’nden Tolga Şardan’ın manşete taşıdığı mezhepçi-cinsiyetçi içeriğiyle çeşitli toplumsal kesimleri hedefe çakan rapordan sonra okullarda bu tür uygulamaların yapılması abes değil!

Emniyet Genel Müdürlüğü bünyesinde oluşturulan bu raporda da Aleviler, Kürtler, kadınlar, gençler ve gelir düzeyi düşük kesimler, yani, işçiler-emekçiler, kısacası burjuvazi dışındaki tüm kesimler hedefe çakılıyor, potansiyel tehlike olarak ilan ediliyordu.

O nedenle de İzmir’deki okullarda görülen psikolojik savaş yöntemleri, devletin merkezi politikasından başka bir şey değildir! Devletin piskolojik savaş biçimlerini, kontrgerilla yöntemlerini; baskın savaş biçimi olarak kullanmasından başka bir anlamı yoktur!

Bu örnekler karşısındaki tutum da buna uygun olmalı, toplumsal bir mücadelenin konusu edilmelidir.

RSS

Korku dağları bekler

Korku dağları bekler

Burjuvaziyi faşist devlet terörünü güçlendirip boyutlandırmaya zorlayan asıl etken ve dinamikler daha derinde...

 

Yedikule zindanlarından günümüze

Yedikule zindanlarından günümüze

Yasalar değişiyor, hapishane adları-harfler değişiyor, yeni hapishaneler yapılıyor ama zindan hep zindan. Devlet hep ceberrut

 

Kadının beyanı

Kadının beyanı

Siyaset ve erkek yargı “hak etmiş” kadınları duymadı bugüne kadar...

 

Taksim, yine...

Taksim, yine...

Bugünkü Taksim eylemi de kitle direngenliğiyle akıllara kazındı. Taksim'i, İstiklal'in tüm ara sokaklarını ablukaya almasına rağmen direnişi kıramadı!

 

Ukrayna ne anlatıyor?

Ukrayna ne anlatıyor?

Ukrayna, “uzakta” olup biten bir 'dış haber' gözüyle görülmemeli!..