05 Aralık 2013

Sokağa çık, reddet, diren!

"Kafamızda kalıplaşmış metinler var, hep onları vermeye çalışıyoruz. Ama hayat bu değil, en başta bu kalıpları kırmalıyız!"

Sokağa çık, reddet, diren!
Petrol-İş Kadın Dergisi editörü ve Kadın Çalışmaları uzmanı Necla Akgökçe ile “Kadın İstihdam Paketi” hakkında konuştuk:

Alınteri: Kadın İstihdam paketiyle ilgi sayısız demagoji yapıldı. Tüm bunları da dikkate alarak sizce bu paket hangi esaslara göre hazırlandı?
Necla Akgökçe: Kadın istihdam paketi özgülünde neoliberal ekonomi politikalarının tüm ilkelerini, işleyiş mantığını görmemiz mümkün. Bir kere esnek ve güvencesiz çalışma bu dönemin en temel çalışma biçimlerinden biri. Esnek-güvencesiz çalışma Türkiye’de bilinç düzeyi ne olursa olsun geniş işçi kesimlerinin itiraz ettiği bir çalışma modeli. AKP’ye oy veren işçiler bile, esnek ve güvencesiz -en azından esnek çalışma deyince, taşeron-çağrıya bağlı çalışma deyince- hemen isyan ediyorlar. Bu işçi sınıfının temel itiraz alanlarından biri.
Günümüzde durum böyleyken, kadın işçiler, emek piyasalarında en güçsüz, en kırılgan ve piyasanın dışına atılmaya en müsait kesimi oluşturuyor.

O nedenle, Kadın İstihdam Paketi’yle esasında; esnek-güvencesiz çalışma -ki kadınlar söz konusu olunca hükümet bunu “kısmi zamanlı” önerisi olarak karşımıza çıkarıyor- bunlar, yani emekgücü piyasasının en kırılgan kesimleri üzerinden yerleştirilmeye çalışılıyor.

AKP iktidarı da -artık hükümet demiyorum-, neoliberalizmin esaslarından biriyle hareket ederek esnekliği-kuralsızlığı en az direnç gösterebilenler üzerinden yerleştirme çalışıyor.

Bunun dışında, sömürü alanlarını genişletmek istiyor esasında. Bugün neoliberal politikaların temel esaslarından biri de, sömürü alanlarını genişletmektir. Yani henüz bu çarkın içine girmeyen hangi alan, hangi kesim varsa hepsini -özellikle krizden sonra-, sömürü alanının içine çekmeye çalışıyor. Bu açıdan da kadın emeği, elverişli emek kategorisine giriyor.

Ve sömürü alanlarını genişletmekten bahsederken… Özel istihdam bürolarında geçici iş ilişkisi diye bir tanım var. İşgücünün bir kısmını esnekleştirirken, bir kısmı orada esnek olmadan duruyorsa, esnekliği buraya da getirmek istiyorlar. Özel istihdam büroları, geçici iş ilişkisi ile sömürülmeyen alan bırakmamak içindir.

Mesela TİSK’i, TÜSİAD’ı 8 Mart’larda bunlara da yayınlarında yer verirler, özel etkinlikler düzenlerler. Geçen Ocak ayında TİSK’in “Özel İstihdam Büroları ile geçici iş ilişkisi nasıl kurulur” diye uluslararası bir sempozyumu vardı. Bu ilişkiyi anlatması için, ÖİB’larının uluslararası bir örgütlenmesi var, onun başkanını çağırdılar. Bu adam konuşmasında, ÖİB’nın “sorunlu işgücü” üzerinden esnekleşmenin gerçekleşmesinde ne kadar elverişli araçlar olduğunu, bu konuda patronların işlerini ne kadar kolaylaştırdıklarını anlattı.

“Sorunlu işgücü” derken, bunları şöyle sıralıyor: Kadınlar, yaşlılar, sakatlar, genç işçiler ve özellikle de kadınlar diyor. Kadın istihdamı açısından ÖİB’ı çok elverişli. Adamlar bunlar üzerinden Türkiye’de neler yapabileceklerini, bunun Türkiye için uygun olup olmadığını tartışıyorlar.

Türkiye’de esneklik istediğimiz düzeyde değil” diyorlar. Güvenceli çalışanlar var buraları da darmadağınık edelim, sömürü alanımızı biraz daha genişletelim istiyorlar. Bunlar uzun süredir düşünülen şeyler. Önce çeşitli alanlarda patronlarla hükümet bunları sürekli tartıştılar, şimdi de en kırılgan emekgücü kategorisi içinde yer alan kadın emeği üzerinden bunları yerleştirmeye çalışıyorlar. Güvenceli kesimler üzerinden girişmek istemiyorlar. Mesela Petrol-İş’te örgütlü güvenceli kesimler üzerinde uygulamaya kalksalar çıngar kopar. Bu nedenle oralardan başlamak yerine en güvencesiz alandan başlamak daha uygun bulunuyor.

Bu konuda da en uygunu kadın emekgücü oluyor ve bunu toplumdaki muhafazakar algıyı da derinleştirecek biçimde yapıyor (üç çocuk tartışmaları, dekolteye, etek boyuna müdahale…). Çünkü bu, aynı zamanda esnekliği meşrulaştıracak bir toplumsal zemin de yaratıyor! Kırılgan emek güçlerinin başında gelen kadın emekgücü içinde de en savunmasız olanı tercih ediyor: Hamile kadınlar! Onların her şeye ihtiyaçları var. İş yaşamı hamile kadınlara göre düzenlenmediği için esneklik bu kesimler için cazip hele gelebiliyor! Kısacası bu paket bir hak paketi değil, doğrudan doğruya kadınları kısmi zamanlı, gebelik döneminde iş göremez hale gelmelerinden de yararlanarak sömürü cenderesini daha da sıkacak bir paket.

Alınteri: Paket çeşitli iyileştirmeler varmış yanılsaması da yaratıyor. Doğum izinlerinin uzatılması, doğum borçlandırması ya da çocuk yapan kadınlara erken emeklilik yolunun açılması gibi. Yanılsama yaratan bu zokalara karşı nasıl bir çalışma yürütmek gerekir?
Necla Akgökçe: Kapsamlı bir deşifrasyon çalışması yapmak gerekli! Mesela o paketin ilk halinde 24 hafta izin falan dediler. Sonra Ticaret Odası falan ses çıkarınca hemen 18 haftaya indirdiler. 18 hafta zaten AB standardıdır. Ama bizden farklı olarak doğum izninden sonra ebeveyn izni vardır orada. O tabii sendikal mücadeleye bağlı olarak elde edilen bir haktır. Burada şuna bakmak lazım ebeveyn izni emperyalist metropollerde olabilecek bir şey! Türkiye gibi bağımlı ülkelerde esnekliğin çeşitli biçimlerinin, Avrupa’da olduğu gibi ek sosyal desteklerle cazip hale getirilmesi söz konusu olamaz.

Buradaki bazı sendikalar, kadın örgütleri “AB standartları uygulansın” ya da “güvenceli esneklik” diyorlar. Ama bu yaklaşımın Türkiye gibi ülkelerde bir karşılığı yok. Çünkü hükümetlerin buna uygun düzenlemeler yapması neoliberal küresel kapitalizmin mantığına, işbölümüne aykırı olur. Neoliberalizm küresel kapitalizmin bir birikim modeli. Bu mantık da, “buradakini -yani bağımlı olan ülkelerdekini- daha fazla sömüreceksin ki emperyalist metropollerdeki emekçilere bir lokma daha fazla verebilesin”e dayanıyor! Oralarda esneklik “güvenceli” biçimlerde uygulanabiliyorsa bu zemin üzerinden yapılıyor! O açıdan da bu yaklaşımın Türkiye gibi ülkelerde karşılığı yok, bunu savunmak da doğru bir yaklaşım olmaz.



Alınteri: Bu yaklaşımı da teşhir etmek gerekir…
Necla Akgökçe: Evet, Türkiye’de güvenceli esnek çalışma olmaz, olsa da bizim işimize yaramaz!
Kafa bulandırıcı zokalara karşı ne yapmak sorunuza gelince… Bizim öncelikle kapsamlı bir bilinçlendirme çalışması yapmamız lazım. “Hak” diye algılatılmaya çalışılan şeyin hak olmadığını, kadınların şu şekilde zararına olduğunu anlatmamız gerek. Kadın Emeği Platformu kurduk ya, DİSK, KESK, TMMOB, Sendikal Güç Birliği -sanırım sizin arkadaşlarınız da vardı- işte hazırladığımız broşürler deşifrasyona yönelik.

Maalesef üzülerek söylüyorum, Türkiye’de bütün sendikalar, politika yapan kadınlar ya da bağımsız kadın politikası yapan feminist kadınlar olsun, hep şuna alışmışız: Kafamızda yarattığımız kalıplaşmış metinler var, hep onları vermeye çalışıyoruz. Ama hayat bu değil, bunu çok fazla kadın işçiyle temas ettiğim için anlayabiliyorum. En başta bu kalıpları kırmalıyız.

18 haftalık annelik izninin arkasından sana getirilen hak diye sundukları esnek çalışma koşullarının yararlı bir şey olmadığının deşifrasyon çalışmasını yapmalıyız. AKP ideolojik yönlendirmeleri çok iyi yapıyor, ortaya çıkan durumun ve ortaya çıkan belgelerin deşifrasyonunu çok iyi yapmalıyız, bunu kitlenin algı düzeyini de gözetecek biçimlerde yapmalıyız.

Alınteri: Sendikalar bu paketi çok fazla önemsemediler gibi geldi bize. Paketin sadece kadınları ilgilendirdiği gibi bir algı var gibi. Oysa paket, sizin de ifade ettiğiniz gibi sınıfın bütününü kapsıyor. En kırılgan kesimlerden yola çıkarak stratejik bir amaca ulaşmayı hedefliyor. Bu konuda neler söylersiniz?
Necla Akgökçe: Paketler birbirine bağlı aslında, kıdem tazminatının fona devrinden çok bağımsız bir olay değil. Kıdem tazminatı konusunda DİSK’in dışında hiçbir sendika ses çıkarmadı. Sendikalar kendilerini ilgilendiren birçok meselede çok fazla tutum alamıyorlar, işçi sınıfı da ideolojik olarak artık sol değil. Marks’ın Kapital’inden hareketle ilerici bir işçi sınıfı yok. Sınıf içinde AKP’nin ideolojik hegemonyası güçlü, bizim üyelerimiz arasında da bu hissediliyor. İşçi nasıl sömürülüyoruz yerine “sen şusun, ben buyum” üzerinden kamplaşıyor!



Öncelikle bu hegemonyayı kıracak bir siyası yapı yok. Sendikaların da zaten bununla uğraşacak halleri yok! Sonuç itibariyle sadece kadınları ilgilendiren meselelere değil, sınıfın tümünü ilgilendiren meselelere de duyarsızlar. O yüzden şaşılacak bir durum sözkonusu değil. Tek tek sendikal yapılar var bir şeyler yapmaya çalışan, onlar da yetersiz kalıyor.

Alınteri: Burjuvazinin bazı kesimlerinin bu pakete muhalefeti oldu. Buna dair neler söylersiniz?
Necla Akgökçe: Eski bir deyim olsa da kullanmak istiyorum, büyük burjuvazinin pakete karşı çıktığını düşünmüyorum! AKP iktidarını da burjuvaziden çok farklı bir yerde görmüyorum. Sadece Ticaret Odası karşı çıktı. Onlar da küçük işletmeleri gözettikleri için, 30 ya da 50 işçi çalıştıranları düşündüklerinden burjuvazi arasında bir çelişki olmuş olabilir. Ama temel tutum olarak abartılacak bir şey yok. Çünkü düzenli ve güvenceli çalışan kadınlar genel olarak büyük fabrikalarda zaten. Güvence dediğimizde sendikalı olmaları değil, sigortalı çalışmaları kastediliyor! Küçük işletmelerde ise -özellikle tekstilde- tartışılabilir bir şey. Hepsi için geçerli olan bir şey değil, sadece tartışmak istediler, istihdam paketi netleşmişti zaten ve onlar tepki gösterdi diye geri de çekilmedi.

Alınteri: Bu pakette kadınların kafalarını karıştıracak yemleri de düşünerek özellikle hangi talepleri öne çıkarılmalı?
Necla Akgökçe: Broşürlerimizde de ifade ettiğimiz şu talepleri dile getirmeliyiz:
- İLO C183 Annelik Koruması Sözleşmesi’ni imzalayın!
- Eşdeğerde işe eşit ücret!
- Çalışma saatleri kısaltılsın! Kısmi zamanlı, evden, çağrıya bağlı değil, güvenceli, sendikalı iş!
- Kadın-erkek sayısına bakılmaksızın her işyerine bir kreş!
- 24 saat açık, ücretsiz mahalle kreşleri açılsın!
- Devredilemez babalık izni yasalaşsın! Erkekler de çocuk baksın!
- Kısmi zamanlı çalışma işyerinde ayrımcılığı körükler!
- Hem evde hem işte çalışıyoruz. Erken emeklilik hakkımız!
- Hükümet bugünümüzü değil geleceğimizi de çalıyor. Sokağa çık, reddet, diren!
- Kısmi zamanlı çalışma cinsiyetçi işbölümünü derinleştirir!
- Ev işçisi kadınlar İş Yasası kapsamına alınsın!
- Tarım işçisi kadınlara emeklilik ve sağlık hakkı!

RSS

Korku dağları bekler

Korku dağları bekler

Burjuvaziyi faşist devlet terörünü güçlendirip boyutlandırmaya zorlayan asıl etken ve dinamikler daha derinde...

 

Yedikule zindanlarından günümüze

Yedikule zindanlarından günümüze

Yasalar değişiyor, hapishane adları-harfler değişiyor, yeni hapishaneler yapılıyor ama zindan hep zindan. Devlet hep ceberrut

 

Kadının beyanı

Kadının beyanı

Siyaset ve erkek yargı “hak etmiş” kadınları duymadı bugüne kadar...

 

Taksim, yine...

Taksim, yine...

Bugünkü Taksim eylemi de kitle direngenliğiyle akıllara kazındı. Taksim'i, İstiklal'in tüm ara sokaklarını ablukaya almasına rağmen direnişi kıramadı!

 

Ukrayna ne anlatıyor?

Ukrayna ne anlatıyor?

Ukrayna, “uzakta” olup biten bir 'dış haber' gözüyle görülmemeli!..