15 Ocak 2014

Dershaneler kapatılıyor ama...

Dershanelerin kapatılmasının hangi teşviklerle ve nasıl planlanacağı giderek netleşiyor...

Dershaneler kapatılıyor ama...
Milli Eğitim Bakanlığı’nın dershanelerin kapatılmasıyla ilgili olarak yapacağı düzenlemelerin içeriği giderek netleşiyor. Netleştiği oranda da sorunun Cemaat-AKP kapışması sınırlarında ele alınmayacak bir içerikte okunması gerektiği görülüyor.

İşin bu tepişme ile ilgili boyutları elbette ki var. Fakat aslolan, eğitimin devasa karların vurulduğu tatlı bir yatırım alanına dönüştürülmesi, burjuva devletin de, bu dönüşümün finansörü olarak konumlanmasıdır. Kısacası her şey, neoliberal birikim politikalarına, bu politikaların uygulanmasında burjuva devletin nasıl bir rol oynayacağı mantığına uygun olarak yürüyor!

NTV’ye yansıyan habere göre eğitimin kapitalist bir sektör olarak dönüşümü için dershanelerin özel okula dönüştürülmesi bizzat devlet tarafından finanse edilecek. Buna göre Türkiye’deki bütün özel okulların 1, 5 ve 9’uncu sınıflarına kayıt yaptıran tüm öğrencilerin masraflarını devlet karşılayacak. Maliye Bakanlığı, öğrenci başına yaklaşık 3 bin TL ödeme yapacak. Teşvik bu yıldan başlayarak 4 yıl boyunca devam edecek. Bu da sadece bütün deshanelerin özel okula dönüşmesi durumunda bile 3 bin 800 şubeyi dolduracak öğrenci için ödeme yapılacağı anlamına gelecek.

Tasarı Meclis’te kabul edilirse özel okula dönüşecek dershanelere, sayısız devlet teşviki sunulacak. Bunlardan bazıları şöyle: Özel okula dönüşecek dershaneler için devlet arsa yardımı yapacak. Teşvik miktarları illere göre özel okul ihtiyacı hesaplanarak belirlenecek.

Bu arada eğitim sisteminin o çarpık mantığının sonucu olan dershane uru bu sefer başka biçimlere dönüşerek varlığını sürdürecek. Taslak Meclis’ten geçerse özel okula dönüşmeyen dersaneler yurt, anaokulu, kurs ve etüd merkezlerine de dönüşebilecek. Etüd merkezlerine 12 yaş sınırı getirilecek, ücretsiz etüd merkezleri sürdürülecek.

Dershanelerdeki vahşi sömürü koşullarında çalışan on binlerce öğretmen ise, halk eğitim merkezleri denilen ama içerik olarak neye ve kime hizmet ettiği belli olmayan kurumlarda istihdam edilecek. Bunun hangi koşullarda ve nasıl olacağı, kısacası işin kokusu uygulamada görülecek!.. Şimdilik net olan buralarda istihdam olabilmek için dershanede en az 5 yıl çalışmış olma şartının getirilmiş olması.

Tabii devletin durup dururken neden böyle bonkörleştiğini düşündürten başka şeyler de var. Mesela pedagojik formasyonu olmayan öğretmenlere formasyon eğitimi verilecek. Bu öğretmenler de, halk eğitim merkezlerindeki takviye kurslarda görevlendirilecek!..

Halk eğitim merkezlerinin amacı, niteliği ve eğitimin hangi içerikte olacağı, öğretmenlerin hangi koşullarda çalışacağı da işin başka bir belirsiz kısmı!

Devletin halk eğitim merkezi sevgisi o kadar kabarmış ki kira kontratı devam eden dershaneler, mekanlarını Milli Eğitim Bakanlığı'na devredilebilecek. Bakanlık da buralarda halk eğitim merkezleri kuracak!..

Pekçok açıdan oldukça kapsamlı bir eğitim paketiyle karşı karşıyayız. Bir taraftan devlet, eğitimin geniş bir pazar olarak yeniden örgütlenip burjuvaziye peşkeş çekilmesinin baş aktörü olacak; bir taraftan da halk eğitim merkezi, anaokulu, kurs ve etüt merkezi gibi seçeneklerle dershaneler sayısız türev doğuracak!..

Ve tüm bunlar 4+4+4 eğitim modeli ile birlikte düşünüldüğünde aslında dershanelerin kapatılması denilen şeyin de bu modelin pekiştirilmesinden başka bir şey olmadığı görülüyor. Eğitim, 'bacasız fabrikaya' dönüştürülürken, aynı zamanda burjuvazinin ‘ara eleman’ ihtiyacına göre elden geçiriliyor. Ve aslında tüm bir toplum (halk eğitim merkezleri düşünülecek olursa) bu ihtiyaç temelinde belirli bir eğitime çekilmiş olacak. İnsanın aklına Cumhuriyet’in ilk yıllarında tüm bir ülkenin Halekevleri ağıyla sarmalaması geliyor. Bu sefer de devlet eliyle toplumun gözeneklerine doğru nelerin taşınacağını, taşınmak istendiğini hep birlikte göreceğiz...

Ne var bunda, ne güzel işte eğitim olanakları çoğalıyor, çeşitleniyor demeyin. Burjuvazinin “inayeti” bile başka nimetler gözetilerek yapılır! Bu nimetler de genelde bizim daha fazla, daha fazla sömürülmemiz, sömürülmemizdir!..

RSS

Korku dağları bekler

Korku dağları bekler

Burjuvaziyi faşist devlet terörünü güçlendirip boyutlandırmaya zorlayan asıl etken ve dinamikler daha derinde...

 

Yedikule zindanlarından günümüze

Yedikule zindanlarından günümüze

Yasalar değişiyor, hapishane adları-harfler değişiyor, yeni hapishaneler yapılıyor ama zindan hep zindan. Devlet hep ceberrut

 

Kadının beyanı

Kadının beyanı

Siyaset ve erkek yargı “hak etmiş” kadınları duymadı bugüne kadar...

 

Taksim, yine...

Taksim, yine...

Bugünkü Taksim eylemi de kitle direngenliğiyle akıllara kazındı. Taksim'i, İstiklal'in tüm ara sokaklarını ablukaya almasına rağmen direnişi kıramadı!

 

Ukrayna ne anlatıyor?

Ukrayna ne anlatıyor?

Ukrayna, “uzakta” olup biten bir 'dış haber' gözüyle görülmemeli!..