23 Ocak 2014

Hindistan, sözün bittiği yer...

Hindistan'da bir kadın komşu köyde yaşayan başka aşiretten bir erkeği sevdiği için köy meclisi kararı ile toplu tecavüzle "cezalandırıldı"

Taciz, tecavüz, şiddet,... Kadın olmak bunların herbiri ile sokakta, evde ya da işyerinde karşılaşmanız için yeterlidir. Hatta yaşınızın da önemi yoktur, çocuk da olsanız, dişiyseniz başınıza her şey gelebilir! “Çocuk gelin” de olabilirsiniz, tecavüze de uğrayabilir... Etrafınıza, toplumsal hayatın pekçok alanına girmenizi engellemek için gelenek ve törelerden oluşan parmaklıklar örülür... Örümcek tutmuş bu töreler kitabı, aşkınızı bile “yasadışı” ilan eder. İnsanlığın yazılı olmayan en temel evrensel değerlerinin bu kitapta yeri yoktur.

Yoksulluk ve feodal töreler-gelenekler din kisvesi ile birleştiği noktada insanlık da biter. Anneler tecavüze uğrayıp hamile kalan kızlarının ölüm fermanlarını sessizce izlemek zorunda kalır; babalar evlat cinayetini bir onur sorunu haline getirir. Töre ve geleneğin gücü insan olmanın en temel duygularını bile tuzla-buz edecek bir güç olarak işler, işler...

Ve o hale gelir ki Hindistan gibi ataerkil kültürün en keskin biçimiyle hükmünü sürdürdüğü, gerici yasaların toplumsal yaşamın tüm alanlarını kontrol ettiği bir ülkede bunlar, en sarsıcı biçimleri ile karşımıza çıkar. Bir gerçeği de hatırlatarak: Bu gericilik, bu feodal çürümüşlük ne kadar güçlüyse; ne kadar çok töre-anane deniliyorsa; insanlığın en düşkün biçimleri de o kadar keskin biçimleriyle yaşanır!

Kast sisteminin, aşiretçilik ve feodal sistemin tüm o köhnemiş kurallarının halen toplumsal yaşamın derinliklerine hükmettiği Hindistan’da kadına dönük taciz ve tecavüz vakalarının bu kadar yaygın ve bu kadar ölçüsüz bir hoyratlıkla yaşanması bunun açık ifadesi olsa gerek.

Geçtiğimiz yıl bir kız öğrencinin yolcu otobüsünde toplu tecavüze uğradıktan sonra hareket halindeki araçtan atılarak öldürülmesi halen akıllardadır. Yaşanan toplumsal tepkiden sonra Hindistan devletinin cinsel suçlara dönük cezaları arttırmak zorunda kalması...

Aynı Hindistan’da insanın tüylerini diken diken edecek yeni bir tecavüz olayı yaşandı. Tecavüzü meşru kılan feodal yasaların hükmüyle... Hindistan devletinin, bu korkunç olayı suç saymayacağı açık. Çünkü o feodal yasaları, baskı ve sömürüyü en vahşi biçimlerle sürdürmenin garantisi sayan bir burjuva diktatörlük sözkonusu Hindistan'da. Töreyi, aşiretlerin yasalarına, kurallarına dokunmadan 21.yüzyıla kadar yaşatmayı başaran, "özgün" bir kapitalist sömürü cenettidir Hindistan. Bu cenette, “kadınların yeri sofradaki öküzden sonra gelir" demek bile kifayetsiz kalır.

Bu cehennemi ülkede en son köy meclisinin kararıyla bir kadına toplu tecavüz edildi! Kadının bu gerici törelere karşı işlediği suç, başka bir aşiretten komşu köyde yaşayan bir erkeğe aşık olması, yaklaşık 5 yıldır onunla gizlice görüşmesi!..

hindistan

Kadının sevgilisi geçtiğimiz günlerde evlenme teklifi ile köye geldiğinde köylülerce yakalanıp elleri kolları bağlanarak sevdiği kadınla birlikte köy meclisinin karşısında çıkarılır. Yargılamada bu ilişki nedeni ile ikisine de 25 bin rupilik para cezası kesilir. Erkek bu parayı ödeyerek canını kurtarır. Fakat kadın ödeyemez!..

Bu durum karşısında uzaktan akrabası olan köy meclisi başkanı, "Ailesi parayı ödeyemedi. Öyleyse gidin kızın tadını çıkarın, eğlenin" emri çıkarır. Bu emirle on üç kişinin tecavüzüne uğrayan kadın, ölümün eşiğindeyken 2 gün hastaneye getirilmez. Törenin hükmü o kadar keskindi ki ailesi onu ancak 2 gün sonra hastaneye götürebilir!

İnsanın söyleyecek söz bulamadığı bu vahşet, törenin, erkek egemen yasaların o öldürücü, vahşi karakterini bir kez daha hatırlatıyor. Aslında dünyanın hemen her noktasında bu yasaların bu kabalıkta olmasa bile bir şekilde hüküm sürdüğünü... En gelişmiş kapitalist ülkelerde bile erkek egemen kültürün tecavüzlerle, aile içi şiddetle alttan alta işlediğini...

Bunların hepsiyle birlikte bir gerçeği en sarsıcı biçimiyle yeniden hatırlatıyor: Kadın tecavüzleri, şiddet,... her türlü tarihsel gericiliği, egemenliğini ayakta tutmak için bugüne taşıyan kapitalist barbarlık sisteminin en iğrenç yüzüdür. Aynı zamanda bu barbarlık sisteminin yıkılmasında en fazla yüklenilecek halkalardan biridir!

Teknolojinin devasa boyutlara ulaştığı, kapitalist üretimin dünya düzleminde toplumsallaştığı günümüz koşullarında törelerin, gelenek ve ananelerin hükmünü konuşturması bir ironi değil, tam da olması gerekendir. Yerle bir edilmeyi bekleyen de bu “olması gereken”dir!

RSS

Korku dağları bekler

Korku dağları bekler

Burjuvaziyi faşist devlet terörünü güçlendirip boyutlandırmaya zorlayan asıl etken ve dinamikler daha derinde...

 

Yedikule zindanlarından günümüze

Yedikule zindanlarından günümüze

Yasalar değişiyor, hapishane adları-harfler değişiyor, yeni hapishaneler yapılıyor ama zindan hep zindan. Devlet hep ceberrut

 

Kadının beyanı

Kadının beyanı

Siyaset ve erkek yargı “hak etmiş” kadınları duymadı bugüne kadar...

 

Taksim, yine...

Taksim, yine...

Bugünkü Taksim eylemi de kitle direngenliğiyle akıllara kazındı. Taksim'i, İstiklal'in tüm ara sokaklarını ablukaya almasına rağmen direnişi kıramadı!

 

Ukrayna ne anlatıyor?

Ukrayna ne anlatıyor?

Ukrayna, “uzakta” olup biten bir 'dış haber' gözüyle görülmemeli!..