20 Şubat 2014

Yoldaşlara mektup

Bilge ateşlerde sınanan tarih/ Bu neyin sancısı tan sabahlarda /Bu neyin öfkesi/ Fırtınaya çatılmış haylaz rüzgarlar/Bayrağa ve sevdaya durmuş zaman...

Sevgili yoldaşlar,
Bilge ateşlerde sınanan tarih
Bu neyin sancısı tan sabahlarda
Bu neyin öfkesi
Fırtınaya çatılmış haylaz rüzgarlar
Bayrağa ve sevdaya durmuş zaman
Isınmış ter, ısıtmış kentleri, baharları
Demek ki su veriyor zaferin harcına
Çeliğin ve "Şubat`ın Ustaları"...
Şubat içindeyiz... Bu yıl gelmedi, geç geldi deseler de; esirgese de bizden, göğsünden göğsümüze dolacak taze toprak ve tomurcuk kokularını, biliyoruz ki Şubat içindeyiz... Öylesine neşe, umut ve tarihsel bir anlamla yüreğimize kazınmış ki; Şubat`ın gelişini bilmemek unutmakla, unutmak ihanetle eşanlamlıdır... Osman Yaşar, Mehmet Fatih, İsmail Cüneyt, Ataman İnce, Remzi, Eralp, Nilgün, Osman, Hicabi, Tahsin, Uğur, Tuncay, Okan, Ali, Lale, Ethem ve diğerleri... Gövdesinden dallara, dallardan tomurcuklara, yapraklara hücuuuumm eden yaşam suyunun toprağın derinliklerinden emilerek taşınmasını sağlayan ve koca gövdeyi sapasağlam toprağa bağlayan kökleri "35 yıllık KOCA ÇINAR"ın!

Öfke-umut, öfke-hüzün, öfke-direnç, öfke-yemin... Şubat`ın içindeyiz vesselam !

Bakmayın hüzünlü başladığıma sevgili yoldaşlar, bizim hüznümüzün mayasında umut vardır; ve sevinçle yoğrulmuştur, kavganın ateşinde pişer öyle gelir soframıza. O yüzden coşkumuzun bir ucunda bir parça hüzün saklıdır her zaman. Ağız dolusu gülerken dahi; gerilen yüzümüzün çizgilerinden biri hüzne aittir. Gözlerimiz kararlı ve delici bakışlarla tararken yeryüzünü, incecik buğulu bir bakış gizini açığa vurur... Davullar kavgaya çağırırken gümbür gümbür, usulca üflenen bir neyin sihirli ezgisi okşar yüreğimizi sessizce...

Çifte su verilmiş kılıcın keskinliği; ateşin, suyun ve ustaca indirilen balyoz darbelerinin orantılı uyumuna, demircinin de yüreğini katmasına bağlıdır. Kısacası devrimci inanç ve irademizin, akıl, duygu ve düşüncelerimizin toplamıdır...

Sevgili yoldaşlar, bizim manevi dünyamız çok güçlüdür. Çünkü, güçlü olduğu oranda duygu dünyamızın zenginleştiğini biliriz. Bu ise anlamını ancak ortak yaşam idealleri ve düşünce birliğiyle bulur. Hareketimizin dünyasında bu yönüyle bir sorun olmadığını söyleyebiliriz. Hatta daha da ileri gidip, kendi adıma, tanıdığım herbir yoldaş adına da kefil olabilirim... O zaman sevgi ve sevinç, ümit ve özlem, inanç ve bağlılık hepimizin mayasını oluşturuyor diyebiliriz. Aksine, unutmayı ihanet, unutulmayı terkedilme olarak algıladığımız bir çağda şakası bile dokunur "unutmaktan" söz etmelerin bize! Çok mu hassas ya da alıngan olduğumu düşünürsünüz yazdıklarımdan acaba? Hassasiyet ve incelik olarak karakterimizin ve de yoldaş yüreklerimizin bir ucuna iliştirivermek abartı değil, tamamlayıcı bir duygusal "im" olur kanaatindeyim...

Şubat`ın ilk tohumunu eken ustalarının ve ölümsüzleşen yoldaşlarımızın yaşamları birer örnek değil midir? En zor koşullarda; umudun, onurun ve direncin "ayaklar altına" alındığı bir dönemde, en küçük bir yakınma olmaksızın, büyük bir keyifle, heyecan ve coşkuyla sarılmadılar mı işlerine? Özenle dokudular, büyük emeklerle güzelleştirdiler mücadelelerini! Ve bugüne tertemiz ve lekesiz bir şekilde miras bırakmadılar mı? Paylaşımları sınırsız, sevgileri karşılıksız ve hesapsız, gülüşleri ağız dolusu, mutlulukları halkın mutluluklarıyla birleşen tertemiz duygularla buluşmadı mı? Bizden uzak durması ilkesiyle; eğer bir devrimci hareketin, kuvvetin, örgütün bu duygularında zayıflama varsa, aşınma, değerlere bağlılıkta azalma varsa çok ciddi bir sorunlar var demek değil midir? Bu tür alarm zillerini duymak için, ille de birilerinin yüksek sesle bunları dile getirmesi mi gerekir? Yaptığımız işe bakarak yürüdüğümüz yollarda bıraktığımız izleri inceleyerek, gerçek duygularımızı anlamak mümkün değil midir?

Mümkündür sevgili yoldaşlar! 35 yıllık bir tarihin her keskin dönemeci bu soruların pratik yanlarıyla dolu doludur. Doğru cevaplarla, doğru politikalarla, kararlı ve inançlı adımlarla,tarihin hepimize bırakmış olduğu o görkemli mirası hazırcı bir şekilde tüketmeden, Şubat`ın ustalarının büyük bir emek ve özveriyle örmüş olduğu bu hareketin herbir tuğlasına yeni tuğlalar ekleyerek işçi sınıfını ve emekçi halkımızı içine alan bu yapıyı büyütmeye dönük olmalıdır yüzümüz!

35. yılında ileri, daha ileri, daima ileri!..
Tüm yapıcıların doğum günü kutlu olsun!..


Alınteri okuru

RSS

Korku dağları bekler

Korku dağları bekler

Burjuvaziyi faşist devlet terörünü güçlendirip boyutlandırmaya zorlayan asıl etken ve dinamikler daha derinde...

 

Yedikule zindanlarından günümüze

Yedikule zindanlarından günümüze

Yasalar değişiyor, hapishane adları-harfler değişiyor, yeni hapishaneler yapılıyor ama zindan hep zindan. Devlet hep ceberrut

 

Kadının beyanı

Kadının beyanı

Siyaset ve erkek yargı “hak etmiş” kadınları duymadı bugüne kadar...

 

Taksim, yine...

Taksim, yine...

Bugünkü Taksim eylemi de kitle direngenliğiyle akıllara kazındı. Taksim'i, İstiklal'in tüm ara sokaklarını ablukaya almasına rağmen direnişi kıramadı!

 

Ukrayna ne anlatıyor?

Ukrayna ne anlatıyor?

Ukrayna, “uzakta” olup biten bir 'dış haber' gözüyle görülmemeli!..