21 Şubat 2014

İnşaat işçileri örgütleniyor!

Her ay otuz işçinin iş cinayetine kurban gittiği inşaat sektöründe başlayan örgütlenme çalışması imza kampanyasıyla devam edecek

İnşaat işçileri örgütleniyor!
Taşeron ağıyla bir ahtapot gibi sarmalanan inşaat sektöründe çalışmanın ölümle özdeşleştiğini biliyoruz. Her ay en az otuz işçinin, birkaç kuruşla sağlanacak güvenlik önlemleri alınmadığı için hayatını kaybettiğini... Ücretlerin düzenli ödenmediği, sosyal hakların-hiçbir iş güvencesinin olmadığı, sömürünün en kuralsız biçimlerle hüküm sürdüğü sektörde büyüyen bir öfke mayalanıyor.

İnşaat işçileri bu cehennemi koşullara artık boyun eğmeyeceklerini haykırıyorlar. Örgütlenmenin oldukça güç olduğu sektörde örgütlenme çalışmaları yürütüyorlar. Bu çalışmanın bir parçası olarak bir imza kampanyası başlatıyorlar. Bu kampanyanın açılışını da, bugün Kadıköy'de yaptıkları bir yürüyüş ve basın açıklamasıyla verdiler.

Saat 14:00'de Kadıköy Boğa'da bir araya gelen inşaat işçileri, yolu trafiğe kapatarak; pankartları, sloganları, çağrıları ile Rıhtım'a doğru yürüyerek, vapur iskelesine geldiler.

En önde "Siz sallayın biz yıkarız baba! İnşaat İşçilerinin Çocukları" pankartıyla işçi çocuklarının yer aldığı kortejde, ayrıca "Dünyayı biz inşa ediyoruz, altında yine biz kalıyoruz! Artık yeter! İnşaat İşçileri Sendika Girişimi " pankartı taşındı.

İşçi çocukları yürüyüş boyunca, "Çocuklar babaları ile gurur duyuyor!" , "İşçilerin birliği sermayeyi yenecek!" , "Yaşasın işçilerin dayanışması!" sloganları atarak babalarının örgütlenme çalışmalarına destek verilmesini istediler.

ins

Kadıköy halkı tarafından büyük bir ilgiyle karşılanan yürüyüş boyunca sloganlar hiç susmazken, aynı zamanda sesli ajitasyonlar da yapıldı. İşçiler yaptıkları ajitasyonlarda; artık ölmek istemediklerini, her güne bir arkadaşlarının ölüm haberini alacakları tedirginliğiyle başlamaktan bıktıklarını, hiçbir iş güvencelerinin olmadığı, kuralsız bir sömürünün hüküm sürdüğü koşullara karşı örgütleme çalışmalarına başladıklarını, bu çalışmalar kapsamında başlattıkları imza kampanyasının startını bugün verdiklerini, işçi ve emekçilerin bu çabalarına destek olmalarını beklediklerini haykırdılar. "Artık yeter!" diyen işçilerin konuşmaları, çevreden izleyenler tarafından alkışlarla karşılandı.

ins

Taşıdıkları lolipoplarla, pankartları ve çocuklarıyla oldukça renkli ve canlı bir yürüyüş korteji oluşturan işçiler, Kadıköy İskele'de de ilgiyle karşılandılar. Basın açıklamalarını Türkçe ve Kürtçe okuyan işçiler, slogan ve alkışlarla karşılandılar.

ins

Basın açıklamalarında koşullarını anlatarak örgütlenme seferberliğine girişeceklerini belirten işçilerden sonra sahne işçi çocuklarına bırakıldı. İşçi çocukları babaları için yazdıkları bir hip-hop parça seslendirdiler. Çocukların dinletisi, çevreden büyük bir ilgi ve sempatiyle izlendi.

Dinletiden sonra eylem "Bu daha başlangıç, mücadeleye devam!", "İnşaat işçisi köle değildir!", "Kurtuluş yok tek başına, ya hep beraber ya hiçbirimiz!" sloganlarıyla bitirildi.

ins

İşçilerin basın açıklamasının Tükçe ve Kürtçe metinlerini yayınlıyoruz:
Biz inşaat işçileri, hiç bir hak ve hukukun olmadığı, kölelik koşullarının hüküm sürdüğü koşullarda çalışıyoruz. Torba yasalarla işçi sınıfının tümüne dayatılan esnek-güvencesiz çalışma, inşaat sektöründe yıllardır kalıcılaşmış, kural haline gelmiştir.

Bu kurallar, inşaat patronunun cebini şişirmeye, sömürüyü dizginsizleştirmesine hizmet ederken; biz inşaat işçileri için ise adına iş kazası denilen ve aslında herbiri birer cinayet olan ölümlerle özdeştir. İnşaat patronlarının para hırsı yüzünden ayda 30'dan fazla işçi arkadaşımızı iş cinayetlerine kurban veriyoruz.

Bu canice ve insanlık dışı çalışma koşullarına derhal son verilmelidir! Biz köle değiliz. Ölümlü iş kazasının yaşandığı şantiyeler derhal kapatılmalı, buna neden olan inşaat patronlarının bu alanda faaliyet yürütmeleri yasaklanmalıdır.

Taşeronluk, inşaat sektöründe kalıcılaşmış, kural haline gelmiştir. İnşaat patronları hiçbir sorumluluk almayarak bütün yükmlülüklerini taşeronun sırtına yüklemektedirler. Bu sistemin doğurduğu bütün hataların ceremesini ise biz inşaat işçileri çekmek zorunda kalıyoruz. Taşeronluk sistemi derhal kaldırılmalı, bütün işçilerin güvenceli çalışmasının önü açılmalıdır.

Bu çalışma koşullarında hiçbir inşaat işçisinin emekli olma şansı yoktur. Bize 65 yaşında bile inşaat şantiyelerinde çimento taşımamızı ve iskeleye çıkmamızı dayatıyorlar. Biz 65 yaşına geldiğimizde inşaatta hiçbir iş yapamayız. Emeklilik prim gün sayısı aşağı çekilmeli, primi dolduranın emekliliğinin önündeki engeller kadlırılmalıdır. Kısacası 65 yaş zorunluluğu ortadan kaldırılmalıdır.

İnşaat sektöründe bizlerin sigortasının düzenli yatırıldığı görülmüş şey değildir. Bir gün sigortamız yatırılırken; diğer gün yatırılmayabiliyor. Biz inşaat işçilerinin bu koşullar altında işsizlik sigortasından yararlanması mümkün değildir. İşsizlik sigortasında son 120 günün kesintisiz olarak yatırılması şartı kaldırılmalı, işsizlik sigortasından yararlanmamızın önü açılmalaıdır.

Biz işçilerin sorunları saymakla bitmeyecek kadar çoktur. Bizim dile getirdiğimiz bu talepler bizlerin en azından nefes almamızı sağlayacaktır. Bizler de bu talepler doğrultusunda bir imza kampanyası düzenleyeceğiz. Bu taleplerimizle Meclis önünde bir basın açıklaması gerçekleştireceğiz. Buradan öncelikli olarak işçi arkadaşlarımıza sesleniyoruz; taleplerimize sahip çıkalım, biz örgütlüysek bu talepleri alabiliriz!..
Metnin Kürtçesi:
Em karkerên avahiyan, di rewşa koletiyê de, ku tu maf û hiqûqa wan nîn e de dijîn. Bi ‘zagonên tomerî’ re zagonên her diguherînin, zagonên bêewle didin ber çîna karker; ev yek di sektora avahîsaziyê de bi salan e êdî bûye rêgezek ku nayê guhartin.

Ev rêgez bêrîka patronên avahîsaziyê germ dike, xizmeta kedxwariyê dike; ji bo me karkerên avahiyan jî dibe wekî kuştinan ku jêre dibêjin ‘qezayên li ser kar’. Ji ber daxwaza zêde pereyan a patronên avahiyan her meh ji 30’yî zêdetir hevalên me yên karker dibin qurbanên kuştinên li kar.

Divê di cih de dawî li vê rewşa derveyî mirovahiyê bê! Em ne kole ne. Şantiyeyên ku lê qezayên kar çêdibin divê di cih de bêne girtin, patronên ku dibin sedema vê yekê divê xebata wan a li van karan bê qedexekirin.

Taşeronî li nav sektora avahîsaziyê bi cih bûye, bûye wekî rêgezek. Patronên avahîsaziyê tu berpirsî nagirin ser milên xwe û hemû sûcî dixin stûyê taşeronan. Hemû xetayên ku ev pergal bûye sedema wan bandorê li me dikin û em karkerên avahiyan mecbûr dimînin vê dikişînin. Divê di cih de pergala taşeronî bê betalkirin, ji bo hemû karkeran rê li ber xebateke bi ewle bê vekirin.

Di nav vê rewşa xebatê de tu karkerek avahiyan nikare teqawit bibe. Zor li me dikin ku di temenê xwe yê 65’an de jî em çîmentoyê bibin şantiyeyan, derkevin ser îskeleyên avahiyan. Dema em bên 65 saliya xwe em nikarin li înşaetê tu karek bikin. Rojên prîma teqawitbûnê gere bê hindikkirin, astengiyên li pêşiya kesên prîma xwe temam kirine bêne rakirin. Bi kurtahî divê temenê 65 salî ya mecbûrî bê betalkirin.

Li sektora avahîsaziyê heta niha nehatiye dîtin ku sîgortaya me bi awayekî têkûz hatibe çêkirin. Rojek prîma sîgortaya me radizînin, rojek din ranazînin. Di rewşeke wisa de ne mimkûn e em karkerên avahiyan ji ‘sîgortaya betaliyê’ fêde bigirin. Di sîgortaya betaliyê de xalek heye ku dibêje ‘ji bo jê sûde bigirin divê 120 roj bênavber prîma sîgortayê hatibe razandin’; divê pêşî lê bê vekirin ku em jî bikaribin ji sîgortaya betaliyê fêde bigirin.

Ew qas pirsgirêkên me karkeran pir in, em çiqas qal bikin jî xilas nabin. Ev daxwazên me anîn ziman ger pêk bên, qet nebe emê nefesek bigirin. Em li ser van daxwazan kampanyaya berhevkirina îmzeyan didin dest pê kirin. Emê ji bo van daxwazên xwe li ber Meclisê daxuyanî bidin çapemeniyê. Ji vir em pêşî bang li hevalên xwe yên karker dikin; Em xwedî li daxwazên xwe derên, ger em birêxistinkirî bin emê bikaribin van daxwazên xwe bi dest bixin!..

RSS

Korku dağları bekler

Korku dağları bekler

Burjuvaziyi faşist devlet terörünü güçlendirip boyutlandırmaya zorlayan asıl etken ve dinamikler daha derinde...

 

Yedikule zindanlarından günümüze

Yedikule zindanlarından günümüze

Yasalar değişiyor, hapishane adları-harfler değişiyor, yeni hapishaneler yapılıyor ama zindan hep zindan. Devlet hep ceberrut

 

Kadının beyanı

Kadının beyanı

Siyaset ve erkek yargı “hak etmiş” kadınları duymadı bugüne kadar...

 

Taksim, yine...

Taksim, yine...

Bugünkü Taksim eylemi de kitle direngenliğiyle akıllara kazındı. Taksim'i, İstiklal'in tüm ara sokaklarını ablukaya almasına rağmen direnişi kıramadı!

 

Ukrayna ne anlatıyor?

Ukrayna ne anlatıyor?

Ukrayna, “uzakta” olup biten bir 'dış haber' gözüyle görülmemeli!..