22 Şubat 2014

Ukrayna ne anlatıyor?

Ukrayna, “uzakta” olup biten bir 'dış haber' gözüyle görülmemeli!..

Ukrayna ne anlatıyor?
Ukrayna'da yaşanan isyan ve çatışmalarda çok sayıda can kaybı yaşandı. Emperyalist güç ve egemenlik ilişkilerinin Ukrayna üzerinden yürüttüğü çatışma ülkeyi kan gölüne çevirdi.

Çatışmalar Rusya yanlısı devlet başkanı Viktor Yanukoviç'in AB ile ortaklık anlaşması imzalamaktan vazgeçmesi üzerine tetiklendi. Bu, işin yüzeydeki görüntüsü. Çatışmaları doğuran asıl faktörse Rusya'yla AB ve ABD emperyalistleri arasında bir tampon bölge konumunda olması.

Askeri açıdan NATO'nun eski “Doğu Bloku” ülkeleri Romanya, Bulgaristan, Slovakya, Slovenya, Litvanya, Letonya ve Estonya'yı içine alarak Rusya sınırlarına dayanmış olduğu gerçeği var. Ekonomik açıdansa doğal gaz başta olmak üzere Rusya enerji kaynaklarının Ukrayna üzerinden Avrupa'ya ulaştırılıyor oluşu var. Emperyalist güç blokları arasında ekonomik ve askeri açıdan bir geçiş ve denge ülkesi.

Ukrayna'nın bu özelliğiyle birlikte iktidarda olanlar Ukrayna'nın Rusya'nın arka bahçesi olarak kalmasından yana. Kitleyi sokağa dökenlerse rakip emperyalist bloka (ABD-AB) yanaşmaktan yana tutum alırken, asıl olarak Nazi Almanyası özentisi faşist bir karaktere sahipler.

Bu güçlere biraz yakından bakıldığında durum daha iyi anlaşılacaktır. Bunlardan öne çıkanlar Pravy Sektor (Sağ Sektör), Svoboda (Özgürlük) partisi, Ukrayna Yurtseverleri ve Ukrayna Millet Meclisi – Ukrayna Halkı Meşru Müdafaası (UNA-UNSO) gibi faşist güçler.



Bunların hepsinin ortak keseni II. Dünya Savaşı’nda Sovyetlere karşı aktif olarak savaşan ve birçok kanlı vahşete imza atmış Nazi işbirlikçisi Stephan Bandera önderliğindeki Ukrayna Milliyetçileri Örgütü'nü rehber kabul ediyor oluşları.

Ukrayna'da açık faşist bir hareket sözkonusu. Kiev'deki Maidan Meydanı'na akan faşist histeri, ABD, AB ve NATO ittifakının Ukrayna'yı Rusya'nın etki alanından uzaklaştırmak istemesine yaslandı.

Faşist güçlerin toplumsal tepki birikimlerini baştan çıkarıp yönlendiren bir güç olarak sivrilmeleri sadece Ukrayna'yla sınırlı bir gelişme olarak görülmemeli. Tıpatıp aynı olmamakla birlikte, benzer bir yükseliş Yunanistan'dan İskandinav ülkelerine, Fransa'dan Macaristan'a kadar birçok ülkede karşımıza çıkıyor. Yalnız Ukrayna örneği, bu faşist ve gerici güçlerin hızla nasıl militarize olup dişe diş bir iç savaş yürütecek kadar organize olduklarını göstermesi yönüyle çok daha sarsıcı ve uyarıcı.

Bunun arkasında ise neoliberal hegemonyanın çözülmesine paralel olarak yüzeye vurup keskinleşen sınıfsal çelişkiler ve toplumsal kutuplaşma yatıyor. Buna bir de sosyalist ya da en azından ilerici alternatif ve örgütlülüklerin zayıflığı eklenince, bu keskinleşme ve kutuplaşma birçok ülkede iç savaş riski de içinde olmak üzere 'olağanüstü' gelişmelerle karşılaşma olasılığını güçlendiriyor. Neoliberal hegemonyanın sarsılıp çözülmeye başlamasının henüz ilk belirtileri kendini göstermeye başlamışken komünistlerin yaptığı “...dünya bir bakıma yeni bir 1930'ların başında” tespiti işte buna dikkat çekme amaçlıydı.



Dolayısıyla, en son Ukrayna'da tanık olduğumuz gelişmeler aklı başında her komünist ve devrimciye günün tarihsel görev ve sorumluluklarının büyüklüğünü ve aciliyetini hatırlatan bir uyarı sinyali olarak okunmak zorunda. İşçi sınıfı ve emekçi yığınlarda yaşanan huzursuzluk ve 'yeni' arayışlarına güven verici yanıtlar oluşturup devrimci öncülük ve önderlik sorumluluklarının yerine getirilmesindeki her gecikme, büyük acılara yol açacak felaketlerin gelişini hızlandırmaktan başka bir sonuç doğurmayacak.

Ukrayna'daki iç savaş şu an hız kesmiş gibi görünüyor. Ancak çok uzun sürmeyeceği şimdiden belli olan bu geçici yatışmanın bile ne kadar süreceği belirsiz. Son haberlere bakılırsa Rusya'nın piyonu Cumhurbaşkanı Yanukoviç başkent Kiev'den kaçmış görünüyor. “Muhalefeti” oluşturan faşist ve gerici güçler koalisyonunun ise herbiri ayrı bir telden çalıyor.

Görülen o ki, Ukrayna kolay kolay yatışmayacak. Yunanistan örneğinin ardından keskinleşmiş toplumsal kutuplaşma süreçlerinin gelişim seyri bakımından Avrupa çapında bir deneme tahtası ve laboratuvar olma özelliğini korumayı sürdürecek.

Onun için Ukrayna, “uzakta” olup biten bir 'dış haber' gözüyle izlenmemeli!

RSS

Korku dağları bekler

Korku dağları bekler

Burjuvaziyi faşist devlet terörünü güçlendirip boyutlandırmaya zorlayan asıl etken ve dinamikler daha derinde...

 

Yedikule zindanlarından günümüze

Yedikule zindanlarından günümüze

Yasalar değişiyor, hapishane adları-harfler değişiyor, yeni hapishaneler yapılıyor ama zindan hep zindan. Devlet hep ceberrut

 

Kadının beyanı

Kadının beyanı

Siyaset ve erkek yargı “hak etmiş” kadınları duymadı bugüne kadar...

 

Taksim, yine...

Taksim, yine...

Bugünkü Taksim eylemi de kitle direngenliğiyle akıllara kazındı. Taksim'i, İstiklal'in tüm ara sokaklarını ablukaya almasına rağmen direnişi kıramadı!

 

Ukrayna ne anlatıyor?

Ukrayna ne anlatıyor?

Ukrayna, “uzakta” olup biten bir 'dış haber' gözüyle görülmemeli!..