24 Şubat 2014

Greif işçisi: “Biz Kazanacağız!”

Greif işçilerini "bir alev topu" olarak görüyorlar. Eğer biz kazanırsak dışarısı da kazanacak, eğer biz kaybedersek dışarısı da kaybedecek

Kölece çalışma ve yaşam koşullarına karşı Greif'te yüzlerce işçinin 15 gün önce başlattığı direniş, tüm canlılığıyla devam ediyor Greif'in direnişçi işçileri, fabrikadaki direnişi yaşamın her alanına taşımaya devam ediyorlar. Fabrika önlerinde yapılan bildiri dağıtımlarının ardından 22 Şubat'ta Taksim Meydanı'nda gerçekleştirilen "İnternet sansürüne hayır!" eylemine de katılıdılar.

Fabrikadan araçla Taksim'e gelen on beş direnişçi işçi, eylemlerini "Sansüre, Taşerona, Köleliğe Karşı İŞGAL GREV DİRENİŞ – Greif İşçileri" pankartı arkasında Taksim'e taşıdılar.

Taksim'de, "İnternet sansürüne hayır!" diyen yüzlerce direnişçiye saldıran faşizmin kolluk güçleri, Greif işçilerine de saldırarak direnişçi işçilerden Musa Ceco'yu gözaltına aldı.

Alınteri okurları Greif'in direnişçi işçileriyle günlerdir birlikte; fabrikada onlarla birlikte kalıp seslerini dışarıya taşımaya, direnişlerine destek olmaya çalışıyorlar.

Taksim'de gözaltına alınan direnişçi işçi Musa Ceco ile yaptığımız röportajı yayınlıyoruz:

Alınteri: Greif işçisi olarak internet yasaklarına karşı da sokağa çıktınız. Taksim Meydanı'na gittiniz. Fabrikadan çıktıktan sonraki süreci ve Taksim Meydanı'nda yaşadıklarınızı anlatabilir misin?

Musa: Grevimiz halen sürerken fabrikadan direnişçi on beş arkadaşımızla birlikte internet yasaklarına karşı yola çıktık. Taksim 'e çıktığımızda eylem sürüyordu. Greif işçileri olarak biz de hemen pankartımızı açtık. Polislerin ilk saldırısını, pankartımızı açtığımızda yaşadık. Bu ilk saldırıda pankartımızı açamadan dağıldık fakat daha sonra yeniden toparlanarak Ziraat Bankası önünde yeniden pankartımızı açtık. Bu sırada sloganlarımız hiç susmuyordu ve arkamızı dönüp baktığımızda İstiklal Caddesi'nde bize eşlik eden 300-400 kişi olduğunu gördük; bizim attığımız sloganları sahiplenerek onlar da atıyorlardı.

15-20 metre yürüyebilmiştik ki, önümüzde birden TOMA'lar göründü. Bu sırada polisin saldıracağını anladım ve arkadaşlara "geri çekilelim" dediğim anda arkamızdan gelen sivil polislerin saldırısına uğradık. Polislerin bu saldırısı sırasında beni yakalayıp ayaklarıma vurarak diz çöktürdüler ve saldırdılar. Saldırı sırasında bana ve pankartımızın arkasında buluınan işçi arkadaşlarımıza hakaret etmeyi de sürdürüyorlardı. Gözaltına alındım. Gözaltına alınırken İstiklal'e birlikte çıktığımız işçi arkadaşlardan birinin, "ya arkadaşımızı bırakın ya da bizi alın!.." diye polislerin üzerine yürüdüğünü gördüm. Bu sırada ben de "İşçilerin birliğis sermayeyi yenecek!" sloganını atmaya başladım.

Alınteri: Gözaltı sürecinden bahseder misin ? Neler yaşadın gözaltındayken?
Musa: Gözaltına alınırken ellerime klips taktılar kelepçe yerine ve hakaret etmeye devam ettiler. En son gözaltı aracına alındığımda araç içinde yine coplarla saldırdılar. Aracın içinde benimle birlikte eyleme katılan altı-yedi eylemci daha vardı ve onlara da aynı muameleyi yapıyorlardı. Benim açımdan en dikkat çekici olanı ise, eyleme katılan direnişçi bir kadına yapılan taciz ve saldırıydı. Kadın arkadaşın kaşı yarılmıştı...

Araçta bir süre bekletildikten sonra bizi Haseki'ye götürdüler rapor için. Raporu aldıktan sonra Vatan Emniyeti'ne götürdüler ve araç içerisinde bir süre bekletildik. Daha sonra yanımıza gelen sivil bir başkomiserin "Arkadaşların ifadelerini alıp bırakın, savcılığın talimatı" dediğini duydum. Bu arada beni ifadeye çağırdılar. İfade vermeye girdiğimde avukatlarımızın orada hazır olduğunu gördüm. Tabii gözaltında ifade vermedim ve avukatların yönlendirmesiyle sadece "imzadan imtina ediyorum" diye yazdık üstümüze atılı olan suç olarak gösterilen tutanağa.

Alınteri: Taksim'e internet yasaklarına karşı yapılan eylem ve Greif işçilerinin direnişi hakkında bir şeyler söylemek ister misin?
Musa: Greif direnişinin ve işçilerinin sesini bu eyleme katılarak her yere duyurmak istedik. Greif işçilerinin sesini herkese, dünyaya duyurabilelim de isterse beni orda öldürsünler, önemi yok! Çünkü sadece kendim için değildim orada. Burada bulunan diğer işçi arkadaşlarımın ve ailelerinin sesini taşıyorduk alanlara. Fabrikada direnişi, onların geleceği, hepimizin geleceği için sürdürüyoruz. Bu saatten sonra kaybedeceğimiz hiçbir şey yok... Fabrikaya geldiğimizde saat gece 03:00 civarıydı, arkadaşlar yemek bile yememişler, beni beklemişler.



Alınteri: Fabrikadan Taksim'e giderken buradaki işçilerin ve direnişin getirdiği heyecan ve büyük bir dayanışmayla yola çıktınız. Yarattığınız bu direniş ve işgal, kölece yaşam koşullarına ve çalışma yaşamına karşı. Fakat bu aynı zamanda sokaklarda ve fabrika dışındaki köleleştirilen yaşamımızı da daha net görebilmenizi sağlayabildi mi?
Musa: Bizim amacımız sadece buradaki işçilerin kazanması değil. Eğer biz burada haklarımızı alacaksak bu dışarının da kendi haklarını savunmalarıyla birlikte olacak.Yoksa kuşaktan kuşağa hep ezilen, yok sayılan bizler olacağız. Patronlar yatlar, katlar ve lüks araçlarla gezerken bizler burada hep sömürüleceğiz. Bu direnişi her yere taşıyabilmeliyiz.

Şu an fabrikamızın çevresinde bulunan fabrikalarda önceleri yüzde 3, yüzde 5 zam verirken şu an yüzde 15-20 zam vermeye başladılar neden? Bizim buradaki gücümüzden korktular. Bu, direnişle mümkün oldu. Taksim'deki eyleme on beş kişi katıldık belki ama sanki 700 işçi oradaydık...

Ben Taksim'deki eylemde şunu gördüm: Bu ülkede işçiler ve halka karşı devletin yürüttüğü bir yok sayma ve sömürü var. Bu, insanların artık 'gırtlağına' kadar gelmiş. İkinci olarak da bizi, Greif işçilerini 'bir alev topu' olarak görüyorlar. Eğer biz kazanırsak dışarısı da kazanacak, eğer biz kaybedersek dışarısı da kaybedecek; işçi kardeşlerimiz ve işçi sınıfı da kaybedecek. Ama inanıyorum ki biz bunu başaracağız. Biz kazanacağız!

Sonuç olarak patronlar korksun artık! Çünkü işçiler artık ezilmeye mahkum değil. Biz varsak patronlar var. İşçi olmasa patron da olmaz, dünyayı biz yaratıyoruz. Patronlardan biri gelsin bu makinalarda çalışsınlar da görelim; makinaların bile nasıl çalıştığını dahi bilmezler yani... Biz karınca gibi çalışıyoruz onlar ağustos böceği gibi yiyorlar.

Alınteri: Teşekkür ederiz.

RSS

Korku dağları bekler

Korku dağları bekler

Burjuvaziyi faşist devlet terörünü güçlendirip boyutlandırmaya zorlayan asıl etken ve dinamikler daha derinde...

 

Yedikule zindanlarından günümüze

Yedikule zindanlarından günümüze

Yasalar değişiyor, hapishane adları-harfler değişiyor, yeni hapishaneler yapılıyor ama zindan hep zindan. Devlet hep ceberrut

 

Kadının beyanı

Kadının beyanı

Siyaset ve erkek yargı “hak etmiş” kadınları duymadı bugüne kadar...

 

Taksim, yine...

Taksim, yine...

Bugünkü Taksim eylemi de kitle direngenliğiyle akıllara kazındı. Taksim'i, İstiklal'in tüm ara sokaklarını ablukaya almasına rağmen direnişi kıramadı!

 

Ukrayna ne anlatıyor?

Ukrayna ne anlatıyor?

Ukrayna, “uzakta” olup biten bir 'dış haber' gözüyle görülmemeli!..