24 Şubat 2014

Greif için seferber olmalıyız!

Greif Direnişi'nin başarısı ya da başarısızlığı, tüm sınıf ve sınıfın öncü güçleri açısından belirleyici bir yerde durmaktadır. Artık geriye dönüşü olmayan yeni mücadele hattı açmış olan bu direniş, kendi dar sınırlarımızda ele alamayacağımız, hele hele küçük grup hesaplarına ve bencilliklere alet edilmemesi gereken kolektif anlamlar kazanmıştır

Greif için seferber olmalıyız!
Türkiye'de alışılmış mücadele biçimlerini, sınırlarını aşan, statikleşmiş kurumları, ezberleri bozacak tarzda sarsan Greif Direnişi, 15. günleri geride bırakıyor.

Bu nitelikte bir direniş için 15 gün ve üstü hayli uzun bir süreyi ifade eder. Sendikal desteğin, işçilerin günlük hayatlarını sürdürmelerini sağlayacak geniş bir direniş fonunun sözkonusu olmadığı koşullarda direnişler de hızla iç çözülmeye uğrar. İşçiler en başta ekonomik sıkışmalar nedeniyle başka işler aramak ve çalışmak zorunda kalırlar. Bu, direnişten kopuşlara neden olur ve geride kalanları da umutsuzluğa sürükleyen temel faktörlerden biri olarak işler.

Greif Direnişi'nde son yıllarda yaşanan pekçok direnişin zayıf karnını oluşturan bu handikabın henüz oluşmadığı görülüyor. Sendikanın bile direnişin karşısında yer aldığı, DİSK Genel Merkezi'nin günler sonra direnişi görmek zorunda kaldığı, gördükten hemen sonra yaptığı açıklama ile de desteğin pamuk ipliğine bağlı karakterini ifşa ettiği koşullarda bu, altı çizilmesi gereken bir ayrım noktasıdır.

Greif Direnişi, bu ciddi handikaplarına rağmen çözülmek bir yana Greif'in diğer fabrikalarına da sıçrıyor; katılımcı işçi sayısı da azalmak yerine artıyor. Sadece bu somut durum bile oldukça kalabalık bir işçi kitlesiyle yürütülen direnişin aslında nasıl bir zemin üzerinden mayalandığının açık ifadesi.

Bu temel, taşeronluk sisteminin işçilere dayattığı kölelik koşulları karşısında birikmiş ve öncü işçilerin müdahalesi ile olgunlaştırılmış öfkedir. Greif Direnişi asıl olarak bu olgunlaşmış ve kendisini taban örgütlenmeleri ile somutlamış zemin üzerinden yükseliyor. Ve atılan her ileri adımla, karşılaştığı her toplumsal destekle özgüveninin pekiştiriyor.

İşçilerin her birinin duruşunda hissedilen bu özgüven, sınıfın bütünü açısından yol göstericidir. Keza klasik biçimler dışında bizzat taban örgütlenmesine ve her şeyden önce kendi iç dinamiklerine dayanan bir direniş olarak Greif, aslında sınıfın önüne de yeni bir yol açıyor.

Greif Direnişi'ni tayin edici kılan etkenlerden biri de militanlığı. Son yıllarda tanık olduğumuz savunma sınırları içinde kalan edilgen direnişlerden farklı olarak o, fabrikanın işgali gibi ileri bir biçimle yaptı açılışı. Yüzlerce işçiye dayalı olarak büyük bir disiplin ve kararlılıkla sürdürüyor bu militan tutumunu.



Greif Direnişi'nde vurgulanması gereken noktalardan biri de kadın işçilerin direnişteki konumları. Kadınların öne çıkıp öncüleştiği bir direniş olarak da dikkat çekici bir özellik ve özgünlüğe sahip Greif. O, bu yönüyle de sınıf hareketine örnek olacak öncü bir rol oynuyor.

Direnişin bu iç dinamikleri, dışarıdan gelecek toplumsal destekle beslendikleri oranda bu misyonu da pekişmiş olacak.

Greif bu özelliği ile son yıllarda yaşanan ve geniş kesimlerin desteği ile toplumsal gündeme oturarak sınıf hareketine soluk kazandıran TEKEL Direnişi'ni de aşan bir momentin ifadesi olacağa benziyor.

Direnişin iç dinamiklerinin derinliği ve olgunluğu, onun 15 gün boyunca rutinleşmeye düşmeden sürdürülmesine de yansıyor. İşçiler her güne aynı kararlılık ve umutla uyanıyor. Direnişin kurmaylığını yapan geniş bileşenli komite, geniş işçi iradesini de kendisine katarak direnişin bulunduğu noktada patinaj yapmaması için anlamlı adımlar atıyor. Direnişi süreklileşmiş bir tarzda yeni halkalarla buluşturuyor.

Bu tür direnişlerin rutinleşmemesindeki en önemli faktörlerden biri de budur zaten: Başlayan sürecin yerinde saymaması, kendi sınırlarını zorlayacak yeni halkalarla buluşması...

Direnişin Greif'in diğer fabrikalarına taşınmaya çalışılması, işçilerin çeşitli noktalarda basın açıklamaları yapmaları, Taksim'deki sansür eylemine katılarak siyasal olanla buluşması ve toplumun geniş kesimleri ile alanlardan da ilişkilenmeye çalışması bu açılardan önemli adımlardır. Ve direnişin bundan sonraki kaderini belirleyecek olan esas halkalardan biri de budur.

Greif Direnişi 600'e yakın işçiyle sürdürülüyor. Bu onun güçlü taraflarından biri olduğu kadar, tehlike ve risklere de açık tarafıdır. Keza işçilerin ezici çoğunluğu bugüne kadar herhangi bir direniş okulundan geçmiş değil. Yine çoğunluğu muhafazakar yapıda.
Bu dezavantajların aşılmasında ve bir ruh birliğinin yakalanmasında sözünü ettiğimiz nesnel zemin önemli bir etken. Tabandan yaratılan örgütlenmenin derinliği ve bizzat işçi iradesine dayanıyor olması da geniş işçi kesimlerinin komiteye ve fabrikadaki öncü işçilere güvenini pekiştiren bir tutkal oluyor.

Fakat bu etken yani son derece geniş ve heterojen işçi bileşimi, sözünü ettiğimiz parametrelerde bir zayıflama olduğu oranda direnişin daha kritik evrelerinde risk yönünde de evrilme potansiyeli taşıyan bir halka durumunda. Bu halkanın risk yönünü zayıflatıp avantaj yönünü güçlendirmek, direnişin yerinde saymasına izin vermeyerek işçilerin dünyasını da kendisiyle birlikte büyüttüğü ve en önemlisi geniş toplumsal kesimlerin desteğini sağlayabildiği koşullarda mümkün. Aksi taktirde sendikal bürokrasinin de fiilen karşısında yer aldığı (“destekliyoruz” demesi bile karşıtlığı içeren bir pozisyon aslında) ve hatta bu hali ile kendi varlığına tehdit olarak kodladığı bu direniş, taşıdığı potansiyel risklerle çözülmeye doğru evrilir.



Bu anlamda sayısız risk ve bir o kadar da olanakla dolu olan Greif Direnişi'nin aynı ruhla sürdürülmesinin esas garantisi bir an bile yerinde durmamak, durmadığı gibi de her defasında daha ileri mevzilere sıçrama yapacağı yeni halkalar yaratmaktır. Bu noktada, direnişin diğer fabrikalarda da aynı biçimle (işgal, grev) buluşması ve üretimin tümüyle kilitlenmesi direnişin bugün açısından en önemli nirengi noktasıdır. İkincisi direnişin geniş toplumsal kesimlerin gündemine sokulması, destek ağının yaratılması ve kendi kendini besler hale getirilmesidir.

Bu direnişin örülmesinin esas öznesi olan öncü güce dair kimi eleştirilerimizi saklı tutarak söylüyoruz ki direnişin daha geniş kesimlerce desteklenmesi için bugüne kadar yapılanı aşacak bir kapsayıcılık, kuruculuk ve yaratıcılık gelinen noktada zorunludur. Direnişin daha da kritik evrelere gireceği koşullarda iç dinamikleri de diri tutacak olan, daha geniş bir toplumsal desteğin sağlanmasıdır. Bu da direnişin etrafını sarmalayacak daha geniş bir birlikteliği ve bu birliktelik için gerekli kapsayıcılığı gerektirir.

Greif Direnişi'nin başarısı ya da başarısızlığı, tüm sınıf ve sınıfın öncü güçleri açısından belirleyici bir yerde durmaktadır. Artık geriye dönüşü olmayan yeni mücadele hattı açmış olan bu direniş, kendi dar sınırlarımızda ele alamayacağımız, hele hele küçük grup hesaplarına ve bencilliklere alet edilmemesi gereken kolektif anlamlar kazanmıştır. İşçi sınıfının tüm öncü bölüklerinin direnişle bu düzeyde ilişkilenmesi kadar, direnişin aktif öznesi olan güçlerin de aynı şekilde ilişkilenmesi kaçınılmazdır.

Diğer taraftan sendikal bürokrasiyi kaçacak delik, demagoji yapacak boşluk bırakmayacak şekilde tabandan zorlamak kaçınılmazdır. Bu konuda da sendikaların kimi şubeleri başta olmak üzere bizzat DİSK Genel Merkezi'ni "taşeron cumhuriyeti karşıtlığı" söylemi üzerinden sıkıştırmak, çok yönlü bir basınçla karşı karşıya bırakmak zaruridir. Sendikaların olanakları sınıfın olanaklarıdır. Direniş, bu bilinci yaymanın propaganda zemini haline getirilmelidir.

Fakat sendika bürokrasisinin direnişi 10 gün sonra görmek zorunda kalması, gördüğünde de bir özeleştiri vermek yerine direnişi rutin bir direnişmiş gibi ele alıp, belirgin bir demagojiyle öncü güçlerinden ayrıştırmaya kalkışması tutumu bile esas halkanın daha geniş toplumsal güçleri harekete geçirmek olduğunu gösteriyor. Direniş, Haziran İsyanı'nın gövdesini oluşturan tüm güçlerin direnişi haline getirilecek tarzda bir müttefikler ağı yaratmalıdır. Zaten şimdiye kadarki seyir de bu yönde. Bunu daha bilinçli bir çalışmanın konusu haline getirmek gerekiyor.




Kimi direnişler sınıf açısında gemileri yakmakla özdeştir. Greif de böyle bir direniştir ve yola çıkarkenki taleplerinin gerisinde bir sonuçla bitmesi ya da içerden çözülmesi için sayısız dalaverenin devreye sokulması ile hiçbir somut kazanım elde etmeden sönümlenmesi, sınıfın kolektif çıkarları açısında telafisi güç sonuçlar yaratacaktır. Greif Direnişi'nin bu açıdan kazandığı önem, yakın dönemde yaşanan hiçbir işçi direnişi ile kıyaslanmayacak niteliktedir.

Olası bir çözülme ve yenilgi, en başta derin bir başarısızlık duygusuna neden olacaktır. Bu açıdan da bugün Greif Direnişi'ne sahip çıkmak sınıfın geleceğine sahip çıkmaktır. Bu sınıf devrimcileri açısından tarihsel bir görevdir.

Bugün tüm faaliyetimizin merkezinde Greif olmalıdır! Bulunduğumuz her yerden gelinen noktada daha da kritik bir evreye girdiği anlaşılan (bugünkü elektrik kesintisi gibi) Greif için çalışmalıyız. Maddi manevi tüm potansiyellerimizi Greif'e yönlendirmeli, sınıf açısından geri dönüşü olmayan bu eşiği daha ileri bir düzleme sıçratmanın çabasına girmeliyiz! Bulunduğumuz her alanda Greif'le seferberlik ruhuyla ilişkilenmeliyiz!

Bu direnişi en kritik anlarında besleyecek, işçilerin yanında olduğumuz hissettirecek, direnişin destek ağını genişletecek yoğunlaşmış bir mesai sınıfımız için boynumuzun borcudur. Yarın onu içerden çözmek için sayısız yöntem devreye sokulacaktır. Bunların hepsini boşa çıkarmak Greif'in gücünü aldığı iç dinamiklerini diri tutacak bir destek ve dayanışma ağı ile mümkündür.

Tüm okurlarımızı ve dostlarımızı, sınıfımızın onurunun sembolü haline gelen Greif için seferberlik ruhuyla konumlanmaya çağırıyoruz!..

RSS

Korku dağları bekler

Korku dağları bekler

Burjuvaziyi faşist devlet terörünü güçlendirip boyutlandırmaya zorlayan asıl etken ve dinamikler daha derinde...

 

Yedikule zindanlarından günümüze

Yedikule zindanlarından günümüze

Yasalar değişiyor, hapishane adları-harfler değişiyor, yeni hapishaneler yapılıyor ama zindan hep zindan. Devlet hep ceberrut

 

Kadının beyanı

Kadının beyanı

Siyaset ve erkek yargı “hak etmiş” kadınları duymadı bugüne kadar...

 

Taksim, yine...

Taksim, yine...

Bugünkü Taksim eylemi de kitle direngenliğiyle akıllara kazındı. Taksim'i, İstiklal'in tüm ara sokaklarını ablukaya almasına rağmen direnişi kıramadı!

 

Ukrayna ne anlatıyor?

Ukrayna ne anlatıyor?

Ukrayna, “uzakta” olup biten bir 'dış haber' gözüyle görülmemeli!..